Eylül hüzünlü bulutları, sabırsız rüzgarlarıyla
 ağır adımlarıyla geldiğinden beri, hüzün yağıyor şehre inceden…
Ağır pasları siliniyor kalbimizin
Bense durmadan koşmak istiyorum!…
Kuzeye gitmeyim diyorum, hayır, güneye, güneye gitmeliyim…
Zaten Batıda’yım…Yoksa Doğu’ya mı gitmeliyim…
Steplerde, çöllerde, dağlarda olmalıyım…yapayalnız….
Yanıma boya, kağıt, kalem bir kaçta kitap almalıyım…
Yalnızlığı okumalıyım…İnsanların güzelliğini okumalıyım…Yeni insanlar tanımalıyım beni utandırmayacak, bana umut verecek…
Kaçmalıyım bu ölümlerden, bu kanlı ellerden, kanlı sözlerden…..
 
 “Homo homini lupus” İngiliz Filozofu Tomhas Hobbes XVIII. Yüzyılda söylemiş bu sözü, yani “İnsan insan için kurttur” demiş.
Niçin mi söylemiş? Yüzyıllar boyunca insan insanla savaşmış, insan insanı suçlamış, insan insanı öldürmüş, insan insana kötülük etmiş durmadan. Herhalde bu gerçeği dile getirmekten başka bir şey yapmamış Hobbes.
İsa’dan 900 yıl önce büyük ozan Homeros, “Dünyada can çekişen ve sürünen tüm yaratıklar arasında insanlar kadar kötü talihlisi yoktur” diye yazmış. O da Hobbes’den 2400 yıl önce dile getirmiş bu gerçeği.
“Köpek köpeğe, at ata ne borçludur” diye soruyordu bir zamanlar Voltaire. Ve arkasından yapıştırıyordu şu ilginç, şu düşündürücü yanıtını; “Hiç bir şey, hiçbir hayvan ötekinin buyruğu altında değildir.
 Ama insanoğlu, akıl denen tanrı ışığına kavuşmuş. Ne kazanmış biliyor musunuz? Dünyanın her yerinde köle olmayı…” Ünlü düşünür, kendi çağında işte böyle anlatıyordu insanın dramını
Oysa insan çağlar boyu soylu bir varlık olarak tanındı. Akıl denen üstün güç insana bağışlandı ve bunu en olumlu biçimde kullanması, kendine yaraşır davranışlar göstermesi beklendi…Ya da bekleniyor.
Her akıllı insan bunu  yapabiliyor mu? Ya da her akıllı insan erdemli insan mıdır?
Erdemli insan nasıl olmalıdır?
Kısa deyimle erdem “Benzerine iyilik etmektir.”
Akıl başka şey, erdem başka şeydir.
Akıllı insan her zaman iyi insan olmayabilir. Ama erdemli insan her zaman iyi insandır. Çünkü erdem iyilikle eş anlamlıdır. Akıl kimi zaman kötülüğe yöneltilebilir. Para hırsı, büyüme hırsı, yükselme hırsı akılı insanı şaşırtabilir. Erdemli insan ise bu gibi şaşkınlıkların üstündedir.
Ama ne yazık ki erdem, dünya yüzünde çoğu zaman azınlıkta kalmıştır.
Kötülüğün karşısında yenik düşmüştür her çağda.
Bernhart Şhowe’un dediği gibi “Dünya erdemlileri sevmemiştir” Ve egemenlik erdemsizlerin eline geçmiştir. Çağlar boyu…
İnsanlık bu günde daha onurlu, daha yüksek bir düzeyde değildir.
Kuşkusuz günümüzün dünyası eski dünya değildir.
Ama insanlar eski insanlardır.
İnsan insanlarla, devletler devletlerle, düşünceler düşüncelerle kanlı bıçaklı savaş halindedir.
Bütün bunları niye mi yazdım?.
 Bugün ülkemizde, yakın çevremizde  görülüp yaşanan tam olarak yine budur.
 
 Ülkemiz bütün insanlık tarihinin en büyük, en anlamlı devrimlerinden birini gerçekleştirmiş olan Türkiye yanıltıcı, çarpıtıcı bir aynada erdemsiz insanların, katillerin, komplocuların ülkesi halinde ve terör denilen canavarla birlikte adeta bir savaş hali gibi her gün rutin olarak insanlar gençler bizim gençlerimiz ölmekte, öldürmekte.
 Ve ülke giderek sağduyudan uzak, akılların karıştırılıp, zihinlerin bulandırıldığı bir kaosa sürükleniyor.
Kurtulamıyoruz ki  nereye gitsek, nereye saklansak, gelip beni, bizleri  bulmayacak mı düşünceler ve yaşananlar
Değiştirememek var insanlarımızın yazgılarını, söküp atamamak var…
Dört yön, dört adım, dört duvar…
İki göz ve bir yürek, her vakit içimde benim
 
Hem ülkemizde hem kendi çevremizde, bir çok yolsuzluk olayları gündemde…. Televizyonlarda , gazete haberlerinde yada köşe yazılarında her gün bir yenisini bir başkasını öğreniyoruz.. Ama kim kimi soruşturacak ki…
Konuyu incelemesi gerekenler bu konuda incelenmesi gerekenlerle “içli, dışlı”. Dost ahbap çavuş ilişkinde mesai arkadaşlığı yapıyorlar.
Böyle olaylar karşısında iki milletin- toplumun- devletin, farklı tutumu, tepkisi, refleksi ile karşı karşıya kalmamak ve kıyaslamamak imkansız.
 
Bu farklılık neyle açıklanabilir. Düşünelim…
  Almanya’yı ele alalım Almanya ‘nın tarihsel geçmişi, tarihsel bilinci, hukuk anlayışı kaçınılmaz olarak bu şekilde davranmasını gerektiriyor.
Yani yolsuzluklara karşı hiç düşünmeden, tartışmadan, doğal bir anlayış gibi, yağmur yağar ve güneş açar gibi, acıkınca karnınızı doyurur gibi…
Yargıya götürüp bir hafta içinde sonuca ulaşıp, karar alınıyor. Böylece “Ulusun çıkarları “doğrultusunda hareket ediyorlar. Ahlaksal bir çöküntü varsa da konu olan insanlar bu tür yazılar çıktığı an istifa edip aklanmayı yada doğrulanmayı bekliyorlar.
 
Geldiğimiz bu noktada gösterdiğimiz tavırlar uluslaşmayı ve erdemli insan olma halini içselleştiremediğimizi,  becerdiğimizi göstermiyor mu sizce?
Türkiye’nin ulus bilinci, Osmanlı’nın son dönemlerinde atıldı. Türk’ler ortada kalıp yok oluşun, tarihten silinmenin eşiğine gelince…”Vatan” ve “ulus” varoluşun sığınağı olarak ortaya çıkınca…Mustafa Kemal ve arkadaşları kurtuluş ile “Ulus” laşma için kolları sıvadı.
Çünkü ulus yoksa, dünyada tutunmak, yaşamak ve gelecek de yoktu…
Sanırım tarih bilinci ve bilimi olayı böyle net görür
Ulusallığın unsurları birer birer yok edilmeye ve süreç tamamen tersine çevrilmeye başlamadı mı?...
Erdemli, çalışan insanları yok edip edip meydanlar kendilerini maskeleyen erdemsiz  akıllı gözüken, çıkarcı fırsat geçti mi her türlü yolsuzluğu yapan ahlak ve ruh fakiri insanlara bırakılmadı mı…
 
Neyzen Tevfik  ne demiş
Kime sordumsa seni, doğru cevap vermediler.
Kimi hırsız, kimi alçak, kimi deyyus!... dediler
Künyeni almak için, partiye ettim telefon,
“Bizdeki kayda göre, şimdi o mebus!..” dediler
 
Eveeet!! Ne yapmalıyız, ne yapabiliriz
 
Karamsar mı olacağız?
Umutsuz mu olacağız?
Umutsuzluk insana yakışır mı hiç…
Bir ırmak geriye doğru akıtılmaz kolay kolay.
Dünya ilerlemekte, yaşam yürümekte
Bu doğa yasası er geç insanlara da yansıyacak. Her yönüyle ilerleyen, gelişen, güzelleşen dünyada erdemli, onurlu, aydınlık insanların azınlıkta kalması büyük bir tutarsızlık… Bu ters gidişi doğru yöne çevirmek için uğraş vermek bir insanlık görevi.
“Vuran olsa da kırıl, düş…Fakat eğilme sakın” diyen ozanın bu sözleri örnek alınmalı.
İnsan akıllı bir varlık.  Akıllı bir yaratık olmasına rağmen  yalnız aklın yeterli olmadığı ortada.
O halde akıllı insanların erdemli insanlar haline dönüştüğü günleri düşlemekle başlayın işe.
 Böylesine bir savaşım, tek insanın savaşımı olmaktan çıkmış tüm insanlığın ortak savaşı haline gelmiştir çünkü.
O günlere kadar düşçe kalın.