YERELGÜÇ/BUSE BAĞCI

Coşkun'un ailesi, şeker, tansiyon, kalp yetmezliği ve koah hastalıkları bulunduğunu ve cezaevinde yeterli sağlık hizmeti verilmediğini ve yaşanan ihmallerin babalarının ölümüne neden olduğunu iddia ederek sorumlular hakkında suç duyurusunda bulundu ve adalet arayışına başladı.

Ödemiş'in Günlüce Mahallesi’nde yaşayan Kadir Coşkun, %71 işitme engelli ve KOAH hastasıydı. 23 Haziran 2023’te karıştığı bir trafik kazası sonrası aldığı 5 buçuk aylık hapis cezasını çekmek üzere, 12 Mart 2025’te Ödemiş Kaymakçı Cezaevi’ne teslim oldu. Oğlu Tolga Coşkun, bayram izni için 31 Mart 2025’te ailesine teslim edilen Kadir Coşkun’un yürüyemez halde olduğu, cezaevinde doktor bulunmaması nedeniyle ilk müdahalenin yapılamadığı iddia etti.

Babasıyla son olarak 21 Mart’ta açık görüşte görüştüğünü ve sağlık durumunun iyi olduğunu ifade eden Tolga Coşkun, “Görüşmemizden birkaç gün sonra, babamla aynı koğuşta kalan mahkumlar aradı. Babamın sağlık durumunun kötüye gittiğini haber verdiler. 30 Mart’ta cezaevine gittim. Sağlık durumunun kötü olduğunu söyledim gereken yapılıyor dediler. Kötü diyorlar ya hastaneye götüreyim ya da siz sevk edin dedim. Yetkili birisiyle görüşmek istedim ama izinli oldukları için kimse yoktu. Belgelerin olmadığını ertesi gün bayram iznine çıkacak o zaman gelin alın dediler. Ertesi gün ablamlarla birlikte gittim. Babam Kadir Coşkun’u yürüyemez halde ve 2 mahkumun kollarında taşıyarak getiriyorlardı. Ablam video çekmeye başladı. Memurlardan birisi yapabileceğimiz bir şey yok nereye şikayet ederseniz edin dedi. Ambulansı aramamışlar. Cezaevinin ambulansı da doktoru da yokmuş. Kendi arabamızla babamı Ödemiş Devlet Hastanesi’ne götürdük. Burada yapılan tüm müdahalelere rağmen babam Kadir Coşkun hayatını kaybetti. Gerekli yerlere başvurularımızı yaptık. Bu ihmalsizliği yapan kişilerin cezasını çekmelerini istiyoruz. Adalet istiyoruz” dedi.

Ödemiş'te Kabristan ziyareti için Ücretsiz servis hizmeti Ödemiş'te Kabristan ziyareti için Ücretsiz servis hizmeti

Kadir Coşkun’un damadı Ahmet Can Özer, “Cezaevinden mahkumlar aradı. Babanız çok hasta gelin babanızı alın gidin diye. 31 Mart Günü cezaevinin önüne gittik. Hiçbir şekilde orada muhatap olacağımız kimse yoktu. Önce adliyeye gittik. Nöbetçi savcıyla konuşmak için bize verilen bilgide de adli vaka olmadan hiçbir şekilde nöbetçi savcıyla konuşamazsınız. Biz bir çare bulamayınca geri cezaevine gitmek zorunda kaldık. Bu süreçte elimiz kolumuz bağlı bekledik. Bize 1 Nisan Salı günü izne çıkacak sabahtan gelin alın dediler. Meğerse babam içeride 7-8 günden beri hasta yatıyormuş. Tuvaletini altına yapmış. Yemek yememiş. Bu durumu bize mahkumlar söylüyor. Salı günü saat 8.30'da orada beklemeye başladık. İki tane mahkum, gardiyan değil mahkum. İki kolundan girerek emekleterek bize getirip teslim ettiler. Kapıdan çıkar çıkmaz adam öldü. Babam yere yılınca bütün herkes ne yapacağını şaşırdı. Sağlık durumu kötü ama ambulans dahi aranmamış. Ve bu şekilde adamı bize teslim ettiler. Ben arabanın arkasında hastaneye yetiştirmek zorunda kaldım. Biz hastaneye götürdüğümüzde zaten kalbi durmuştu. Doktorlar elinden geleni yaptı ama bir fayda olmadı. Biz yetiştirmeye çalıştık ama cezaevinin önünde kalbi zaten durmuştu. Biz şimdi bu adaleti nerede arayacağız? Cezaevinde mi? Gardiyanda mı arayacağız?” ifadelerini kullandı.