Bugün 19 Ekim Muhtarlar Günü…
Yine güzel sözler söylenecek, kutlama mesajları yayımlanacak, muhtarlarımızın öneminden bahsedilecek.
Peki, yarın?
Bir muhtar mahallesinin bozuk yolu, altyapı sorunu ya da vatandaşının derdi için ilgili kurumların kapısını çaldığında aynı ilgiyi görebilecek mi?
Asıl mesele tam da bu.
Çünkü muhtarlarımız yalnızca bir gün değil, yılın 365 günü dinlenmeye, anlaşılmaya ve desteklenmeye ihtiyaç duyuyor.
MUHTARLIK SADECE BİR MAKAM DEĞİLDİR
Mahallede su kesilir, muhtar aranır.
Yol bozulur, muhtar aranır.
Sokak lambası yanmaz, yine muhtarın kapısı çalınır.
Kimi zaman ağabey, kimi zaman abla, kimi zaman kardeş olur muhtar. Düğünde de cenazede de, sevinçte de sıkıntıda da vatandaşının yanındadır.
Muhtarlarımız halkın oylarıyla seçilmiş, mahallelerinin güvenini kazanmış insanlardır.
Ancak konu yetkiye, bütçeye ve hizmete geldiğinde aynı ölçüde söz sahibi olamazlar.
HER SORUNUN FATURASI MUHTARA KESİLEMEZ!
Yaklaşık 30 yıldır gazetecilik yapıyorum.
Ödemiş’in ve Küçük Menderes Havzamızın mahallelerinde vatandaşlarımız ve muhtarlarımızla bir araya geliyorum.
Kendi işini bırakıp vatandaşının derdine koşan, gece yarısı telefonuna cevap veren, çözüm için kurum kurum dolaşan birçok muhtar tanıdım.
Elbette görevini iyi yapan da var, eksik bırakan da. Muhtarlarımız da her seçilmiş gibi eleştirilebilir ve hesap verebilir.
Ancak önemli bir ayrım yapmalıyız:
Muhtarın sorumluluğu başka, belediyenin ve kamu kurumlarının sorumluluğu başkadır.
Muhtarın iş makinesi, yol yapacak bütçesi ya da altyapı yatırımı gerçekleştirecek yetkisi yoktur.
Ama vatandaşın karşısında ilk muhtar vardır.
Yol yapılmadığında muhtar suçlanıyor, hizmet geciktiğinde muhtar eleştiriliyor.
Peki, o hizmeti yapmakla görevli kurumlar nerede?
MUHTAR KAPIYI ÇALIYOR, O KAPIYI AÇMAK KİMİN GÖREVİ?
Bir muhtar düşünün…
Mahallesinin yol sorunu için dilekçe vermiş, ilgili müdürlükle ve belediye yetkilileriyle görüşmüş, konunun takipçisi olmuş.
Ama sonuç alamamış.
Şimdi soruyorum:
Bu muhtar görevini yapmamış mı oluyor?
Yoksa asıl sorgulanması gereken, talebe karşılık vermeyen yetkili kurumlar mı?
Elbette her talebin hemen karşılanması mümkün değil. Belediyelerin bütçeleri ve kurumların çalışma programları var.
Ancak imkânların sınırlı olması, vatandaşın talebinin cevapsız bırakılmasını haklı çıkarmaz.
Bir hizmet hemen yapılamıyorsa gerekçesi açıklanmalı, muhtar ne zaman yapılabileceği konusunda bilgilendirilmelidir.
Çünkü muhtar kapıyı çalıyorsa, o kapıyı açmak yetkili kurumların görevidir.
MUHTARLAR SADECE TOPLANTILARDA HATIRLANMAMALI
Muhtarlarımızın görüşlerine gerçekten ne kadar önem veriyoruz?
Bir mahalleye hizmet götürülürken muhtarına danışılıyor mu? Yatırım programları hazırlanırken öncelikli ihtiyaçlar soruluyor mu?
Güçlü yerel yönetim, mahallelerin ihtiyaçlarını bilen insanları karar süreçlerine dahil etmekle mümkündür.
Muhtarlarımız yalnızca kurumlarla vatandaş arasında haber taşıyan kişiler değildir. Onlar mahallelerinin hafızasıdır.
Hangi sokakta yardıma ihtiyaç olduğunu, hangi yolun yıllardır beklediğini ve hangi hizmetin eksik kaldığını en iyi onlar bilir.
Bu bilgi ve tecrübeyi görmezden gelerek sağlıklı bir yerel yönetim oluşturulamaz.
MUHTARLARIN SESİNİ DUYMAK, VATANDAŞIN SESİNİ DUYMAKTIR
Belediyelerimize ve kamu kurumlarımıza bir hatırlatma yapmak istiyorum:
Muhtarlarımızın taleplerini kişisel istek değil, mahallelerin ortak ihtiyacı olarak değerlendirin.
Bir muhtar kapınızı çaldığında, o mahallenin vatandaşlarının sesini getirdiğini unutmayın.
Sorunların çözümü için kurumlar arasında koordinasyonu güçlendirin ve muhtarlarımızı cevapsız bırakmayın.
Çünkü hizmetin gecikmesinin bedelini yalnızca muhtar değil, mahallede yaşayan vatandaş öder.
BİR GÜNLÜK KUTLAMA DEĞİL, 365 GÜNLÜK DEĞER
Bugün Muhtarlar Günü…
Elbette kutlayacağız. Ancak önemli olan, yarın da muhtarlarımızın yanında olabilmek ve dile getirdikleri sorunlar için sorumluluk almaktır.
Yıllardır sahada muhtarlarımızın emeğine ve mücadelesine şahit olmuş bir gazeteci olarak şunu söylemek istiyorum:
Muhtarlarımızın hakkını teslim ederken, yetkilerini aşan sorunların hesabını da doğru makamlardan sormalıyız.
Ne muhtarlarımız eleştiriden muaf tutulmalı ne de yetkili kurumların sorumlulukları görmezden gelinmelidir.
Çünkü mesele kimin suçlanacağı değil, vatandaşın sorununun nasıl çözüleceğidir.
Başta Ödemiş’imiz ve Küçük Menderes Havzamız olmak üzere, mahallesinin derdini kendi derdi bilen tüm muhtarlarımızın 19 Ekim Muhtarlar Günü’nü gönülden kutluyorum.
Ve son bir söz:
Muhtarın kapısını herkes çalıyor. Peki, muhtarın çaldığı kapılar neden her zaman açılmıyor?
Asıl cevap bekleyen soru budur.




