YERELGÜÇ/İREM CİNGÖZ

Özben, basın açıklamasında şu ifadelere yer verdi, “Ödemiş Kent Konseyi Kadın Meclisi olarak, 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nde  kaybettiğimiz kadın kardeşlerimizi anmak, kadınların şiddetten uzak ve eşit yaşam taleplerini bir kez daha dile getirmek için buradayız. Her sene 8 Mart’ta yaşam hakları ellerinden alınan, haksızlığa uğrayan, eğitime, eşit işe eşit ücrete ulaşamayan, yoksullukla boğuşan kadınlar için sesimizi yükseltirken, bu sene bir de, yaşadığı deprem felaketinin üstüne toplumsal cinsiyet eşitsizliği sebebiyle bir de ikincil mağduriyetlere uğrayan kadınların sesini duyurmak istiyoruz.

ÇOÇUKLAR VE KADINLAR PAYINA DÜŞEN ACININ BEDELİNİ ÖDEMEKTEDİR

Yakın zamanda yaşanan depremlerde meydana gelen büyük kayıplar bize bir kere daha deprem gerçeğini hatırlatmış ve hazır olmadığımızı göstermiştir. Bilim ışığında, gerekli önlemler alınmış olsa idi deprem kuşağındaki ülkemizde bu kayıplar yaşanmayacaktı. Bunu bilmek maalesef kayıplarımızı telafi etmeyecek olsa da bundan sonrası için gerekli tedbirleri almamızın zorunluluğunu ortaya koymaktadır.

Yaşanan kayıplar ve büyük yıkımlar, toplumumuzun büyük bir kısmı üstünde travmaya neden olmuştur. Kendi rutininizde giden yaşamınızda  birdenbire ortaya çıkan, yaşamımızı tehdit eden köklü değişikliklere Travma diyoruz. Travmaya maruz kalan kişilerde şok, öfke, çaresizlik, hayal kırıklığı ilk aşamada en çok hissedilen duygulardır. Depremden etkilenen kişilerin şu anda güvende olduklarını bilmeye, fizyolojik ve barınma gibi en temel ihtiyaçlarının karşılanmasına çok ihtiyaçları vardır. Travmaların atlatılabilmesi için bir an önce kişilerin rutinine dönmesinin sağlanması gerekmektedir. Normalleştirme süreci hem travma, hem travma sonrası stres tepkileri ile başa çıkmada hem de yaşamda kalma ve devam edebilme açısından çok önemlidir.

Deprem gibi Kolektif travmalardan herkes payına düşeni alıyor. En çok da çocuklar ve kadınlar payına düşen acının bedelini ödemektedir.

Bu aşamada şu soruları sormak istiyoruz

-              Deprem bölgesinde kayıp olarak bildirilen kaç çocuk vardır?

-              Enkaz altından çıkarıldığı bilindiği halde akıbeti belli olmayan kaç çocuk vardır?

-              Kadın ve çocukların korunması için herhangi bir önlem alınmış mıdır?

-              Özel ihtiyaçlı çocuklar için neler yapılmaktadır?

-              Kadın ve çocuklar için alınan koruma kararları etkin bir şekilde uygulanabilmekte midir?

-              Deprem bölgelerinde sığınma evlerinde bulunan kadınların akıbeti ne olmuştur?

-              Depremden önce dul olan ve deprem nedeniyle dul kalan, çocuklu/çocuksuz kadınların hukuksal ve ekonomik olarak korunması için neler yapılmaktadır?

KADINA ŞİDDET DEPREMDEN SONRA DA DEVAM EDİYOR

Barınma sorunun çözümü için ailesini kaybetmiş veya ailesi ile ayrı kalmak zorunda kalan çocukların bazı yapılanmalara ait yurtlara yerleştirilmiş olması endişe vericidir.

Diğer yandan depremzede kadınların hijyen ve güvenlik sorunları başta olmak üzere halen daha sorunlarının giderilmemiş olmasını da üzüntüyle izlemekteyiz.

Kadınlara yönelik şiddetin depremden sonra da devam etmemesi için gerekli önlemler alınmalıdır.

Dil, din, ırk, renk, cinsiyet ayırt etmeksizin yıkıma sebep olan deprem felaketinde, nefret söylemlerinden ve ayrımcı tutumlardan uzak durulmasına dikkat edilmelidir. Depremi yaşayan herkesin ama en çok kadın ve çocukların korunmaya ihtiyacı olduğunu ve bunun gerekliliğini özellikle belirtmek istiyoruz.

Deprem ülkesi olduğumuz gerçeğinin bilincinde olarak hareket etmeliyiz. Bilim ışığında yaşam alanlarımızı yeniden oluşturmamız, alışkanlıklarımızı dönüştürmemiz gerekiyor. Ortak akıl ve dayanışma dürüst bir duruş bilimsel bakış açısı deprem ülkesinde yaşayan bizler için her açıdan dönüşümü sağlayacaktır.

HALK OLARAK HAKLARIMIZI DA BİLMEMİZ HAKLARIMIZA SAHİP ÇIKMAMIZ GEREKMEKTEDİR

Bu doğrultuda Kamu Kurum ve kuruluşları Merkezi ve Yerel Yönetimler ile Sivil Toplum Kuruluşları üzerine düşen görevleri yerine getirmelidir. Özellikle deprem ülkesi olduğumuz gerçeği ile hareket edilmelidir. Depreme dayanıklı yerleşim alanlarının oluşturulması, etkin yapı denetimi, analiz raporlarının hazırlanması, deprem vergilerinin doğru kullanımı, Krize Müdahale ve Yönetiminden sorumlu kurumların doğru ve etkin çalışması ile her an afetlere hazır olması gerekmektedir. Bu konularda kurumların şeffaflığı, denetlenebilir olması ve tüm vatandaşların da Bilgi Hakkını etkin olarak kullanmasının sağlanması gerekmektedir.  Yaşadığımız yerlerde depreme hazırlık çalışmaları hakkında takipçi ve talepkar olacağız. 

Kadınların, şiddetten uzak, eşit, insan onuruna yaraşır bir şekilde yaşayabilmeleri için bir an önce tüm kurum ve kuruluşların dahil olduğu bütüncül bir kadın politikası oluşturulmalıdır. Toplumsal cinsiyet eşitliğine dayanan afet süreci uygulamaları bir an önce uygulamaya konulmalıdır. Her 8 Mart’ta olduğu gibi bu 8 Mart’ta da kadınlar için taleplerimizle buradayız. Diliyoruz ki; bir an önce tüm  depremzede vatandaşlarımızın, özellikle de kadın ve çocukların mağduriyetlerinin giderilmesi, ikincil mağduriyetler yaşanmaması  için bir an önce etkin politikalar üretilir ve uygulamaya konulur. Haklarımızfan vazgeçmeyeceğiz.“